22 Haziran 2011 Çarşamba

Ada Fethiye Korfezi'nde

Rotamizi direk rodos uzerinden Yesilova korfezine vermisken kabaran dalgalar ve kafadan ruzgar ile hizimiz oglen saatlerinde 3 millere dusunce mazot konusunda endiselenmeye basladik. Hava durumu guney ege 4-6 bofor, dalga yuksekligi de 2-2,5m verince birden aklima kitapta gozume takilan kocakari firtina takvimindeki 22 haziran tarihi geldi... Hep tutar, hep! Deviri yukseltsekte ilerleyemez olduk ve hemen alternatif plan dusunmeye basladik. Kimse rodos aciklarinda kuzeyden gelen 4-6 havada mazotsuz kalmak istemez ne de olsa... Kas'I gectigimiz icin hem bir giris cikis limani olmasi, hem gecen yil gezip gordugumuz Ece Marina'nin varligi ve marinadaki mazot iskelesi! Ve tabbi ki bir de dayimi gorme sansini farkedince hemen rota Fethiye oldu. Dalgalar bu sefer yandan yandan salina suluna korfeze geliyoruz...

Ada Turk karasularinda...

Bayragimizi cektik, Turkcellimizi bulduk, simdi Kas aciklarindayiz. Gece 00.50'de aniden motorumuzun durmasi ile macerali bir seyir yasadik. (Macera derken, gece nobeti karanlikta calkalanarak tanker avlamak ve gozlerini acik tutmak icin zorlanmaktan ibaretken, simdi motor devri takibi ve motor sesi dinleme de eklenince zaman su gibi akip gecti)
Kibris'tan itibaren Kuzey-kuzeybati yonunde kafadan aldigimiz 10-15knot ruzgar ve gun batarken baslayan dalgalardan dolayi yorucu bir seyirle ilerliyorduk. Fatih'in nobeti sirasinda ben uyurken Iskele motorun durdugunu, ancak sancak motoru calisir duruma getirmemis oldsugunu farkedip disari firladim. Sorunun ne oldugunu anlamadan sancak motoru calistirmak istemedik. Fatih, mazotta su var galiba diyince hemen son mazot aldigimiz yer ile ilgili dusuncelere kapildim :) ancak mazotumuz ceyrek depo kalmisti ve o kadar calkanti ile altta biriken pislik ve inmis olan su motor filtresinde birikmisti. Fatih filtreyi temizledi ve iskele motoru calistirdik. Sancak ise hava yaptigi icin calismadi. fatih'in nobetinin bitmesine cok az kalmisti, hazir iskele motor calisirken ona uyumasini ve dinlenmesini soyledim. Ben 4 saate yakin uyudugum icin iyiydim ve bizi daha neler bekler bilemeyiz, dolayisi ile hazir motordaki sorun yokken dinlenmeliydi. Yarim saat gecti gecmedi motorum devri dusup yukselmeye basladi. Bir de o sirada AIS'I'm calismiyor sadece radarla ilerledigim icin tankerlerin yonlerinden de emin olamiyordum. Fatih'I uyandirdim ve filtreyi kontrol etti, bir miktar su gelmisti gene. Bu arada hengamede telsizin sesini kismak isterken kapattigimiz icin AIS'in gittigini anladim ve huzura kavustum. Sabah gun dogana kadar bu sekilde devam etmeye karar verirken alternatif rota olarak Kas'I belirleyip ilerledik.
Bu sirada ara sira GR arasira TR cesitli operatorleri cekmeye baslayinca maillerimle biraz vakit gecirdim. Bu sirada devir surekli duser cikar hale gelmisti ve olagan olarak algilar olmustum. 4.50 gibi tam yerle gok ayni renklere burundugunde en zor saat geldi ve gozlerimi daha fazla acik tutamaz olup Fatih'I kaldirdim.
Sabah 5.50 gibi gun dogmustu ve dalgalar sakinlemisti. fatih hemen beni kaldirip motora bakmaya indi. Havasini aldiktan sonra ve tekrare filtreyi temizleyip son 60lt mazotumuzu da ekledikten sonra tekrar kafadan kafadan gelen hava ve suya karsi yola koyulduk. Sabah sakinligi, dalgalar bizi yere vurmuyor... Kas'a girmekten vazgectik. Toplam 100-105 mil yolumuz var, mazotun hesapsal olarak yetmesi gerek. Bir ruzgar yakalasak ve ortalama 5- 5,5knot tuttursak cok rahat edecegiz ama simdilik motora kuvvet ilerliyoruz. Bakalim yeni gun bize gecesini Oraniye'de gecirmemize izin verecek mi?

Sali gece 2.00 Kasa 20 mil rodosa 85 mil

19 Haziran 2011 Pazar

EMYR'e veda, mavi sularimiza yolculuk

Yillarin hayali EMYR sona ererken Herzliya'dan kendi maceramiza dogru yola cikiyoruz. En az 4 gun telefon ve internet erisimimiz yok. Once Israil ordusu, sonra guney Kibris ve Turk ordulari denizlerde bizlerle... Burdan guney Kibris'a veya Alanya'ya kadar bir iki tekne birazdan yola cikiyor. Ilk gun de KKTCye giden diger teknelerle de telsiz mesafesinde olacagiz...
Selametle birkac gune gorusmek uzere.

18 Haziran 2011 Cumartesi

Cok Acil Durumlar İcin

Yarından itibaren onumuzdeki 4 gun boyunca telefon erisimimiz olmayabilir. (Uydu telefonu edinmenin zamani geldi sanirim) Cok acil durumlarda bizimle irtibat kurmaniz gerekirse Turkiye Kıyı Telsiz Istasyonları vasıtasıyla bize telsiz aracılıgıyla ulasabilirsiniz. Prosedur asagidaki gibi:

Eğer bir kara abonesi, bir gemi ile irtibat kurmak istiyorsa temas kurulmak istenen
geminin bulunduğu bölgenin sorumlusu kıyı istasyonu telefondan aranır. Geminin adı, çağrı
işareti ve takribi mevkii verilip radyo-telefon ile irtibat talep edilir. Talep iletildikten sonra
telefon kapatılır. Kıyı istasyonu istenen irtibatı sağladığında kara abonesini tekrar arar ve
bağlantıyı kurar. Türkiye kıyılarının sorumlusu olan kıyı istasyonları aşağıdadır.
 Türk Radyo (Samsun) Hopa - Zonguldak arası 0362.4382173
 Türk Radyo (İstanbul) Zonguldak-İzmir arası 0212.5989526
 Türk Radyo (Antalya) İzmir-İskenderun arası 0242.3231810

Clara V katamaraninda oglen

Clara V, bizi ve ekipteki Fransiz dostlari oglen tekneye davet etti...

17 Haziran 2011 Cuma

Rally Finale











Dün akşam EMYR 2011 resmen son buldu....
Final gecesi önce grupların kendi aralarında toplanmaları ile başladı.... Grup lideri olarak herkese katılım sertifikalarını ve plaketlerini verdik...




Grubumuz o kadar şekerki bana harika bir hediye almışlar ve bize çok güzel bir kart yazmışlar...





Kokteyl sırasında önce EMYR Komitesi geleneksel Herzliya yönetimi ve Marina'ya teşekkür edip konuşmaları yaptılar ve plaketleri verdiler. Komite, grup liderlerine teşekkür etti. Sonunda da Bayrak töreni ile her ülkenin denizcisinin bir iki cümlesi ile yemeğe geçildi. Müzik, dans eğlence ve neşe dolu ama bir o kadar da vedalaşmalar ve kart alışverişleri ile geçen uzun bir gece oldu.

Herzliya'da son gunler


Israil cuma ve cumartesi tatil oldugu icin, ülkeden çıkış harcları normal zaman göre cok daha yüksek. Bu yüzden biz de pazar yola çıkmayı düşünüyoruz. Hava durumu rotamızı belırleyici en büyük etken. Her şey yolunda giderse rüzgarın açısına göre Kıbrıs'ın batısından direk Marmaris veya Fethiye ya da Alanya olabilir. Eger istediğimiz açıyı tutturamazsak bu kez kuzeye Kıbrısa doğru çıkıp en keskin açıyla Türkiye kıyılarına ulaşıp belki Tekneyi bir-iki hafta Alanya'da bırakıp İstanbul'a dönebiliriz.  

15 Haziran 2011 Çarşamba

@ Herzliya Marina Israel



Sabahın erken saatlerinde yeniden İsrail sularına girip İsrail bayrağını ve karantina bayrağımızı çektik.





İsrail Deniz Kuvvetleri sabah 8 civarında, 25 mil açıkta bizi burnumuza kadar gelerek çağırdı. "It is US flag, we are two on board, no sir we do not have any weapons on the board" konuşmasının ardından " Ada! This is Israeli Navy, welcome to Israel" cümlesini duyunca Fatih artık nöbeti bana bırakıp rahat bir uykuya gitti. Gece boyunca aslında dolunay vardı ama bir süre ay bulutlarla kapanınca nöbet zorlaşmıştı.


Herzliya Marina, Atraköy Marina'nın gelecek 100 yıl sonraki hali gibi :) Kocaman bir alışveriş merkezi içinde akla hayale gelecek neredeyse tüm mağzalar ve binbir farklı restoran var. İ:Lk akşam Hasan beyin daveti ile Kath, Dave ve Ekrem beylerle teknemize en yakın (3 adım) restorana gittik. Harika kocaman etler yedikten sonra kahve isteyince bize "Mutfağımızda süt yok" dediler. Şaşıp kaldık. Bittiyse şu yandan isteseniz ya demek gelirken içimizden birden farkettik ki aslında çok dindar bir yerdeyiz. Biz bir "Kosher" restorandaydık. Yani eğer et varsa süt, yoğurt, peynir yok, onlar varsa et yok... Meğer ki Herzilya çok dindar bir yermiş ve restoranlar özellikle dindarlara da hizmet verebilmek için "kosher" izni alarak hizmet verirmiş. ertesi gün Fatih'le Mcdonald's bulamnın heyecanı ile yemek yerken Fatih ona mayonez vermediklerini söyledi, ancak sonradan anladık ki bu sefer mesele Kosher değil, hakkaten ellerinde kalmaması imiş. Mayonezde zaten süt ya da peynir yok ki... Cuma öğlen 12.00 da hayat duruyor. Pazar sabah 08.00'e kadar. O kadar duruyorki her yer kapı duvar kapalı. O kadar ki hizmet vermek zorunda olan herşey katbekat pahalı. Örneğin, Marina'dan cumartesi çıkış yapmakla pazar çıkış yapmak arasındaki fiyat farkı inanılmaz. Eğer ki Marina!dna cumartesi çıkıp, ülkeden ayrılmak isterseniz tekne başına ve kişi başına vergiler ödeniyor. Eğer herhangi bir başka gün aynı şeyi yaparsanız sadece bir vergi var. Yani cumartesi ülkeyi tekne ile terk etmek için yaklaşık 3 kat fazla para ödemek gerek. Ya da taksi ile havaalanına gitmek; cuma günü 200 Shekel, cumartesi 300bişi shekel...
Hatta dahası var, mesela bizim marinadaki kocaman Supermarket. Cumartesileri de hizmet verdiği için, cumartesi kapalı olan Supermarket daha pahalıymış. Marina'daki arkadaşım sakın ordan alışveriş etme dedi ama yapacak birşey yok. ülke topraklarına girene kadar yetecek birşeyleri taksi ile bir Supermarkete gitmekten azıcık daha pahalıya almaya razıyız....
Neyse, bir de Türkiye'den korkuyorlar, dindarlaşıyor filan diye... Burası gerçekten tüm bu medeniyetin içinde çok geçmiş bin yıllarla hayatı yaşamakta...

EMYR Suveys'ten cikiyor




Kocaman gemilerin arasindan girdigimiz gibi duzenle Suveys'ten ciktik. Herzliya icin 136 mil yolumuz var. Yarin oglen insallah marinaya girecegiz. Yolda yine Israil Ordusu ile tanisacak, hep 6 mil aciktan seyredecek ve gece boyu nobetlese atistiracagiz(nobet tutacagiz).
Cok guzel ve temiz bir marinaya gidiyor oldugumuz icin cok seviniyorum. Biraz temizlenmemiz ve dinlenmemiz lazim!

14 Haziran 2011 Salı

Port Said anıları....



EMYR Komitesi Port Said'de grup liderlerini teşekkür yemeğine davet etti. At arabaları ile marina kapısından alınıp (pasaport ile girip çıkıyoruz :)) şehir gezisi ardından restorana götürüldük.










Restoran tam bir kebapçı. Tek farkı balık restoranı olması. Mısır'ın bir içki kültürü olmadığı için meze kültürü de pek zayıf. Mayonez, tahin ve pancarın renk verdiği benzer bir kaç meze geldi. Resimde Fatih Hasan bey ile...









Mezelerin aksine, yemekler muazzamdı...
Muhteşem bir balık çorbası, dev karides ızgaralar ve kocaman balık tabakları ile büyük bir ziyafet çektik. Resimde ben, Dave ve Kath ile yemek beklerken...








Kahire muhtesemdi. Kaldigimiz 5 yildizli otelde odamiz, karsisinda Piramit manzarasi ile muthisti. Ayrica suyu kapatmak zorunda kalmadan sicak dus alip, sabit yatakta yatmak cok iyi geldi. Ama grubun yarisi Firavun'un lanetine tutuldu ve hastalandi. Dun aksamki rally yemegine katilim sinirli oldu. Cok guzel bir havuz basinda Port Said Valisi ve ileri gelenleri ile bir aksam gecirdik. Sabah 7de kalkip yol hazirliklarina, dertop olma ve tekne yikama, pasaport islemleri vs ile buranin saati ile 11de demir almaya basladik.

Not: buranin saati bizden bir saat geri kalmis cunku devrim nedeniyle karisikliktan kimse saatleri yaz saati uygulamasina gecirememis.

12 Haziran 2011 Pazar

Piramitler, Sfenks ve sonrasi

Piramit manzarali bes yildizli otel odamizda uzun zamandir ilk defa TV ve sallanmayan yatak gorduk. İlk basta yadirgasak da sonunda guzel bir uyku cektik. Bugunku piramit ziyaretinden sonra dun sabahtan beri ayri oldugumuz Port Sait'deki teknemize dogru yola cikiyoruz. 5 yildizli otel odasi bile insanin kendi yasadigi mekanin yerini tutamiyor. Simdiden ozledik bile. İki gun daha Port Said'deyiz. Bu aksam grup liderleri yemegi, yarin aksam da resmi ralli yemegi var. Ertesi gun erkenden ralli ile son duragimiz olacak Herzliya (İsrail) e dogru yola cikiyoruz. Oradan da veda yemegi sonrasinda Turkiyemize dogru yola cikacagiz. Hic durmazsak 4 gun 4 gecelik bir yolculuk gorunuyor. Diger alternatifler ise Kibris veya Alanya olabilir. Hangisi olursa olsun uzun bir yolculuk bizi bekliyor olacak.

11 Haziran 2011 Cumartesi

Gungormusler Piramit sefasinda!

Port Said'den Kahire'ye 3 saatlik bir otobüs yolculuğu ile geldik. Mısır insanı şaşırtıyor. Pis, geri, cahil, kaba bir ülke. Piramitleri, mumyaları 3binlerce yıl önce yapabilmiş bir toplum sonradan nasıl bu kadar geri kalmış, nasıl bu kadar cahil ve çaresiz kalmış anlamak mümkün değil. Turizm çok önemli bir gelir, pislik içinde geçtiğimiz şehirde Le Meridien Otele gelince hayrete düştük. Ben beş yıldız konusunda yol boyunca oldukça şüphe duymuş, sonunda 2 yıldız ama böceksiz olsun yeter noktasına kadar varmıştım.



Egypt National Museum'dan ciktik, Nil'e dogru yoldayiz

El Tahrir Meydani

Misir'da Kahire'deyiz. Gostericilerin toplandigi meydan, El Tahrir.

10 Haziran 2011 Cuma

Port Said sokaklarindayiz...

Grubumuz duzenle bizi takip ediyor...

Towards Suez...







Ekin nöbette ve gün doğuyor...













Fatih uykuda....











Kedi uykuda....








Kaptan kalktı ve girişe hazırız...

Kocaman kargo tankerleri arasından sıramız gelince 42 yelkenli Süveyş'e gireceğiz.











Mısır bayrağı ve karantinayı çektik...













Evet resim eğri ama gün doğdu...
Güneşi gördüm :)






Ve 42 yelkenlinin sırayla ve düzenle Süveyş Kanalı'na girişi başlar...




EMYR tekneleri daire olup, tek tek Kanal'a girmeye basliyor

Port Said

Tankerler, petrol platformlari, savas gemileri, ag ceken balikci tekneleri ve bilumum yuzen tasit arasindan gun dogmadan kanal girisine demirledik, simdi bizi suveys kanalina kilavuzlayacak pilot teknesini bekliyoruz.

Misir'in kapisinda, tankerlerle gundogumu

Port Said'de demirledik, Kanal'a giris izni bekliyoruz.

9 Haziran 2011 Perşembe

Yol çeker..

Ne macera ne macera...

 

Port Said için 124 mil yolumuz var.

 

Yolda elbetteki ciddi waypointlerimiz var. Gazeye 20 mili, Gaz platrformuna 12 mili korumak, Israil sularında 6 milin dışında olmak ve sonra, onlar filan değil, yüzlerce balıkçının arasından Port Said’de EMYR tekneleri olarak daire yapacağımız alana saat 05.30a kadar mutlaka varmak... Hava 10-15 Knot N NW ve sonra SW. Yol bizim için 25 saat civarı. Ama J

 

Dün ve bügünü tüm gün (sabah 6da kalkalarak) turlarda geçirip bu akşam yoldan önce uyumayı düşünürken.... E ne olsun, Israil 00.00 itibarı ile pasaportlara çıkış vuracakmış, bunu öğrendik... dolayısı ile önce komodorlardan Israil Ordusu’ndan bilgileri alıp, sonra kendi grup teknelerimizle rota toplantısı yapıp akşam yemeğimizi de keyiflen yiyip, tekneye hazırlıklar için geldik. Yol gerçekten çekiyor. Az- çok, gece-gündüz farketmiyor ve o heyecanı yapıyor... Bir de tabi Mısır’a gitmek, tekne ile... Kudüs’ü ziyaret ettikten sona azmış gibi gelmesin... Çok J Harika.

 

22.00 gibi tekneye geldik ve Faith su (Mısır’da en büyük düşman su olduğu için tankalruı burda fulledik, tekneyi yıkadık) Gennaker’ın hazırlanması vs gibi ihtiyaçları giderirken ben de tekneyi toplayıp Duygu ile biraz mailleşip, yola haızr hale geldim. Şimdi telsizden pasaportlar için çağrılmayı bekliyoruz. Çıkışımızı alıp, biraz uyuduktan sonra 03.30- 04.00 gibi kalkıp mazot alıp yola çıkacağız. Yol çekiyor, insan heyecandan ne yapacağını bilemiyor... Bir hazırlık, bir hazırlık... ne de olsa bu seyahatin ilk en uzun geçişi olacak. Bir de suez Kanalı’na girmeden önce teknelerimiz donanma bayraklarını çekip bir daire oluşturacak ve o daireden teker teker kanala gireceğiz. Tepeden çok güzel görünecek... Biz de önümüzü arkamızı fotoğraflayarak güzel birer kare yakalamaya çalışırız.

 

 

Önümüzdeki iki gün telefon, internet yok. Burda olduğundan daha da yok... Çünkü denizdeyiz. Cuma sabah 05.30da daire çizilip, Suveyş Kanalı’na girip, Arenal’e bağlanana kadar saat 9u bulur. Giriş işlemleri bakalım ne hızda olacak J Ah tabi doğuya gittikçe hayatın yavaşladığını hatırlatmam gerekir mi? Ve bunun gerçekten hissedilir oranda olması...

 

Israil gezimiz şimdiye dek özellikle Kudüs ve çöl tecrubesi ile muhteşemdi. Ayrıca, hem TV de hem radyoda bizimle (Türk Rallisine katılan tek tükr ekip olarak) yapılan röportajlar ve bizim veridğimiz barış mesajları gerçekten çok etkili idi. Kimi Türk kökenli Israilli dost buraya bizimle tanışmaya geldi. Birlikte pek güzel zaman geçirdik. Port Said’den sonra yine ısrail’e dönecegiz, Herzlia’da rallynin son yemeği olacak... Son iki port kaldığına, yıllardır hayal ettiğim seyahatin bitmek üzere olduğuna inanamıyorum....

 

8 Haziran 2011 Çarşamba

Askhelon'da son saatler

Gece yarisindan sonra tum tekneler Misira dogru yola cikiyor.

Askhelon'da son saatler

Hasan Kacmaz bu sefer Ada'dan genel cagri yapiyor...

Isa'nin havarileri ile son yemegini yedigi yer

Kudus'te eski sehir

Edi, seni cok aniyorum cunku Mardin'in bir benzeri burasi.

Masada Dagi ve dunyanin en alcak yeri: Dead Sea- colde bir gun...

Dun hayatimizda ilk kez col gorduk. Cok inanilmaz bir tecrube idi. Masada dagina tirmandik, sonra da tuz golu olan dunyanin en alcak yerine gidip Dead Sea'de yuzduk. Daha dogrusu "float" ettik. Tuzdan dolayi yuzmek cok zor ve cok acayip bir his. Internet erisimimiz olunca bu cok enteresan turla ilgili daha detayli yazip, fotograflari yukleyecegiz. Bugun Kudus'teyiz. Muthis etkileyici, gun boyunca fotograf yuklemeye calisacagiz.

Biraz da Tarih Bilgisi

Mescid-i Aksa. 1982.
Mescid-i Aksa. 1890-1900civarları.
Mescid-i Aksa. 2007.

Mescid-i Aksa (Arapçaالمسجد الأقصى), İslamdinine inananlarca kutsal sayılan mekânlardan biridir. Kudüs şehrinde bulunan Mescidi Aksa'yı ilk inşa eden kişi Hz. Süleyman (a.s.)'dır. Kur'an-ı Kerim'in Sebe suresinin 14. ayeti kerimesinin tefsiriyle ilgili olarak verilen bilgiler de buna delalet etmektedir. Bu ayeti kerime de şöyle buyurulur:"Süleyman'ın ölümüne hükmettiğimizde, onun ölümünü, bastonunu yiyen ağaç kurdundan başka onlara gösteren olmadı. Böylece o yere yıkılınca, anlaşıldı ki cinler eğer gaybı biliyor olsalardı aşağılayıcı azabın içinde kalmazlardı."Bu ayetin tefsirinde şu bilgiler verilir: Süleyman (a.s.) Mescidi Aksa'nın inşasında cinlerden de yararlandı. Bu inşaat işinde insanların yapmaya güç yetiremeyecekleri zor işleri cinler yapıyorlardı. Ancak Süleyman (a.s.) bir gün mihrabında asasına dayanmış halde ibadet ederken öldü. Cinler onun ibadet ettiğini sanarak işlerini yapmaya devam ettiler. Sonuçta Süleyman (a.s.)'ın asasını içten güve yedi ve asa kırılınca onun cesedi de yere düştü. Böylece öldüğü anlaşıldı.

Mescidi Aksa'nın İslâm'daki müstesna yerinin bir sebebi de Resulullah (S.A.V.)'in isrâ ve miraç mekânı olmasıdır. Yüce Allah, İsrâ suresinin birinci âyetinde Mescidi Aksa'yı adıyla anarak şöyle buyurur: "Kulunu, kendisine birtakım ayetlerimizi göstermek için bir gece Mescidi Haram'dan çevresini mübarek kıldığımız Mescidi Aksa'ya yürütenin şanı pek yücedir. Şüphesiz o duyandır, görendir." Burada dikkat edilirse Mescidi Aksa'dan "çevresini mübarek kıldığımız"şeklinde söz edilmektedir. Mescidi Aksa'nın çevresi ise başta Kudüs sonra diğer Filistin topraklarıdır. Resulullah (s.a.s.)'ın miraca yükseltildiği sırada Kudüs'te bugünkü şekliyle bir cami yoktu. Ancak Hz. Süleyman (a.s.) tarafından inşa edilmiş ve daha sonra yıkıma maruz kalıp yenilenmiş olan Mescidi Aksa'nın kalıntıları vardı ve burası da Beyti Makdis olarak adlandırılırdı. Resulullah (s.a.s.)'ın ziyaret ettiği mekân da işte burasıydı. Beyti Makdis ibaresi bazı tarihi kaynaklarda Kudüs şehri için de kullanılmıştır. Bazı tarihi kaynaklarda Kudüs'ün M. S. 70 yılında yıkıma uğratıldığı Beyti Makdis'in de bu olayda yıkıldığı ifade edilmektedir. Ancak bu mekân yine bir mabed olarak biliniyor ve Beyti Makdis'in kalıntıları da korunuyordu. Şu an yahudilerin "Ağlama Duvarı" Müslümanların ise "Burak Duvarı" olarak adlandırdıkları duvar eski mabedin bir kalıntısıdır. M.S. 638 yılında Hz. Ömer (r.a.) döneminde Kudüs fethedildikten sonra Beyti Makdis'in yerinde Mescidi Aksa inşa edildi. Hz. Ömer (r.a.)'ın burayı mabed ittihaz etmesi de o mekânın kudsiyet ve ehemmiyetinden ileri geliyordu. Mescidi Aksa daha sonra Emevi halifelerinden Abdülmelik bin Mervan zamanında genişletildi. Mescidi Aksa'nın hemen yakınında bulunan ve bugün Türkiye Müslümanları tarafından Mescidi Aksa zannedilen sekiz köşeli Kubbetu's-Sahra adlı mabed de Abdülmelik bin Mervan tarafından inşa ettirilmiştir.

İsim kökeni

Al-'Isrā' Suresi birinci ayetinde,

Subĥāna Al-Ladhī 'Asrá Bi`abdihi Laylāan Mina Al-Masjidi Al-Ĥarāmi 'Ilá Al-Masjidi Al-'Aqşá Al-Ladhī Bāraknā Ĥawlahu Linuriyahu Min 'Āyātinā 'Innahu Huwa As-Samī`u Al-Başīru

Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Hz.Muhammed'i) bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya götüren Allah'ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz o, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.

Mescid-i Aksa, Kudüs şehrinde bulunanMüslümanların ilk kıblesidirTürkçede "En Uzaktaki Mescit" anlamına gelir. "Beyt-i Makdis" veya "Beyt-i Mukaddes" adı da verilir. [kaynak belirtilmeli]

Yapımına Davud Peygamber tarafından başlatıldığı ve oğlu Süleyman Peygamber tarafından tamamlandığı rivayet edilir. Mescid-i Haram'dan sonra yapılan en eski ikinci mescittir.[kaynak belirtilmeli] Hadis ve anlatılara göre, Hz.MuhammedReceb ayının 27. gecesinde önce Mescid-i Harâm'dan alınarak Mescid-i Aksa'ya Burak ile götürüldü (İsrâ).

Altın kubbeli olan ve Mescidüs Sahra olarak da anılan Kubbetüs Sahra ile karıştırılmamalıdır.[1]

Günümüze kadar yaşanan olaylar

  • 21 Ağustos 1969: Denis Michael Rohan adlı Avustralyalı bir Yahudi Mescid-i Aksa'yı kundaklama girişiminde bulundu.[2]
  • Nisan 1980'de Meir Kahane, Mescid-i Aksa'nın bir köşesine patlayıcı madde koyarak patlatmaya çalıştı.
  • 8 Nisan 1982'de bir kez daha Mescid-i Aksa'nın ana girişine patlayıcı madde yerleştirildiyse de cami görevlileri tarafından patlamadan ortaya çıkarıldı.
  • 10 Nisan 1982'de Meir Kahane taraftarlarından bir grup militan, zorla Mescid-i Aksa'ya girmek istedi.
  • 21 Mart 1983'te Mescid-i Aksa'ya gizli bir yoldan girmek için tünel açıldığı tespit edildi.
  • 14 Ocak 1986'da Knesset üyesi bazı parlamenterler askerlerin koruması altında Mescid-i Aksa'ya girmek istediler.
  • 8 Ekim 1990 tarihinde Mescid-i Aksa'ya yönelik saldırıda 30 Filistinli hayatını kaybetti, 800'e yakını yaralandı.
  • 5 Ekim 2009 tarihinde İsrail Mescid-i Aksa'ya girişi engelledi

Mescid-i Aksa