31 Temmuz 2012 Salı

Santorini'de gun batimi

Santorini

Santorini' de kuzey ruzgarlarindan saklaniyoruz.

Santorini'deyiz!

Dun iraklion'a girip yeniden transit log alip bir gunun yarim gununu devlet dairelerinde gecirmek ve 10 saat yol yapip hala girit'te kalmak hic cazip gelmedi. Hava durumuna baktik ve ortalama 15 knot esecek bati-kuzeybati ruzgari ile direk datca'ya gitmeye karar verdik. Gece cok iyi ve rahat gecti ama sabah 7.30 itibari ile hava gittikce yukseldi ve acik alanda dalgalar da hayli buyudu. Aslinda hizlanmamiza yaradi ama sonunda duzenli bir sekilde 25knot eser hale gelince ilk karsimiza cikacak olan Santorini'ye dogru donme ve burada demir yerinde havanin sakinlesmesini bekleme karari aldik. Bir tehlikesi elbet yok bu hava ve dalganin ama cok sersemletici ve yorucu oluyor. Hem insan hicbirsey yiyemiyor hem nobete degilken uyuyamiyor hem de gunduz vakti nobetlerinin en zor kismi olan gunes altinda durmak insani cok yoruyor. Simdi demirledik ve 4 gundur ilk kez dinlenip guzel bir yemek yiyecegiz. Ne hazirlasam acaba, cok heyecanliyim!

30 Temmuz 2012 Pazartesi

B planina geciyoruz

Girit'ten cumartesi sabah erken cikip, pazar gecesine kadar 2 gun 1 gece boyunca batiya gitmeye calistik. Ruzgar surekli tam kafadan ve yuksekti. Boylece cok buyuk ve karmakarisik dalgalar yapip bizi geri savurup durdu. Yolumuz gemi rotasinin ortasi ve her yonden surekli gemiler geliyor. Bu gucsuzlukle onlara gore konum tutmak cok yorucu. Gece nobeti hem nem hem de serpintiden dolayi islak ve yorucu, gunduz ise asiri gunes ama ruzgarla cok calkantili devam etti. Pazar gunu gun boyu dalgalara ve tam kafadan gelen ruzgara karsi ilerlemek icin Ada en az bizim kadar mucadele etti! Bunun karsiligi hesapta olmadigi kadar mazot kaybetmis olmamizdi. Hic bir hava raporunda olmayan ama kitaplarda genellikle bu donem icin veren duzenli 5-7 boforun en ust siniridaki bu mucadele bizi hem fiziksel hem ruhsal olarak cok yordu.

Hic dusmeyen hava, mazotun yetmeme olasiliginin ortaya cikmasi ve armadaki sorunla beraber daha 300mil boyunca siginacak hicbir yer olmamasi biraraya gelince daha fazla hirpalanmamaya karar vererek pazar aksam 20.00de Girit'e donme karari aldik.

Bulundugumuz noktada Malta icin batiya dogru 300 mil daha bu risklerle gidip; sonrasi belirsiz bir seyahate devam etmek veya 350 mil doguya ruzgar ve dalgalarin yonune Bozburun'un sakin guvenli ve huzurlu sularina ulasmak gibi bir secimle karsi karsiyaydik. Secimimizi hemen yapip daha rahat bir yolculuga basladik.

Artik batiya gitme ve donme sezonunu kacirmis oluyoruz, bu seneyi bizi birakmayan Ege'de gecirecegiz. Zaten 4 temmuz yerine 22 temmuzda cikmakla dogru hava koridorlarini kacirmistik. Cok yorgunuz, insallah daha fazla dayak yemeden yarin oglene dogru bu sefer Girit'in baskenti olan Hania'nin dogusundaki Iraklion'a girip, dinlenip, yemek yiyip! yeni bir gezi plani yapacagiz.

Dogu yonunde de sali, carsamba hava yuksek gorunuyor, biraz Iraklion'da kalip havanin dusmesini bekleyip kendimize gelecegiz.

28 Temmuz 2012 Cumartesi

1. Etap Özeti



21 Temmuz günü, üç yıldır konakladığımız Orhaniye Martı Marina'dan daha sözleşmemizin bitmesine bir ay varken, yedek anahtarlarımızı alıp, elektrik çipimizi iade edip ayrıldık. Çıkışımızı telsizden anons ederken, geri dönmeyeceğimizi bilmeyen telsiz operatörü dönüş tarihimizi sorduğunda Ekin “Belli değil” diyerek geçiştirdik. Önümüzdeki kış nerede kışlayacağımız belli olmasa da Martı Marina olmayacağı belliydi. Bundan ayrı olarak, Hisarönü Körfezi ve Orhaniye bizim için dünyanın en güzel yatçılık bölgesi olmaya devam edecek.

Cumartesi gecesini bir süre ayrı kalacağımız bu güzel suların hatırına Orhaniye koyunda demirde geçirdik. Ertesi gün öğlene ülkemizden çıkış yapmak için rotamıza en uygun deniz hudut kapısı olan Datça'da doğru yola çıktık. Yaklaşık yirmi millik kısa bir seyirden sonra, Datça koyuna, limanın açığına demirledik. Yola pazartesi sabah çıkacağımız için resmi işlemleri de pazartesi sabah yapacaktık. Mazotumuzu alıp, alışverişimizi de daha önce yaptığımız için pazar gününün kalanını Datça sokaklarında gezerek geçirdik.

Kopan cenova mandari
Pazartesi çıkış işlemlerimizin bitmesi öğleni buldu. Biz de fazla oyalanmadan 200 mil olarak planladığımız yolculuğa çıktık. Bu planları yaparken bir alternatif de Simi'den Yunanistan'a giriş yaparak adadan adaya geçerek kısa etaplarla, Simi, Tilos, Astipalia ve Santorini'den Girit'e geçmekti ancak, uzun yolun cazibesi yine galip geldi ve yaklaşık iki gün iki gece sürecek rotada karar kıldık.

Henüz Datça'dan çıkalı yarım saat bile olmadan cenovanın yani ön yelkenin direğe çekili olduğu mandar denilen halatın kopması biraz canımızı sıkar gibi oldu ama gennaker denilen yine ön ama daha büyük alanlı yelkenin mandarıyla cenovayı tekrar direğe çekebildik. Artık uygun bir yerde direğe çıkıp yeni bir mandar donatmak gerekecek. Yoksa yol boyu geniş açıdan gelecek rüzgarlarda kullanmak için olan hafif ve büyük yelkenimizi kullanamayacağız.
Ben normalde balık tutmayı sevmem ve genelde tutmam ancak bu kadar uzun yolda taze balığın iyi olabileceğini düşünerek bir deneyelim dedik. Datça'dan aldığımız sırtı denen ucunda sahte bir balık ve daha bir sürü sahte deniz canlısı olan misinayı 2 gün boyunca arkamızdan çektik ama bir şey yakalayamadık. Sonrasında hızımızı da kesebileceğini düşünerek bunu toplayarak, tekneye gelen misafirlerin bıraktığı daha hafif görünen başka bir tanesini denemek için denize saldık. Ben en azından bir kaç naylon poşet yakalamamız gerektiğini düşünüyordum. On dakika kadar sonra misinanın ağırlaştığını farkettiğimde, tahmin ettiğim poşeti yakaladığımı düşünerek toplamaya başladım. Tekne bu arada yaklaşık beş deniz mili hızla ilerliyordu ben de poşet beklediğim için tekneyi yavaşlatmadım ancak, oltayı çektikçe mavi bir şeyin parladığını gördüm. Artık yakaladığım poşetin mavi renkli battal boy bir çöp poşeti olduğunu düşünüyordum. Sonunda tekneye kadar çekince bunun oldukça büyük ve güçlü bir balık olduğunu gördüm. Daha önce bir misafirimiz de teknede bu cins bir balık yakalamış olduğundan balığın tipini tanıdım ancak bu daha büyüktü. Bu işlerden anlamam ama sanırım orkinos veya blue fish denen bir cinsti. Neyse balığın büyük olduğunu görünce biraz üzüldük, hatta Ekin elinde balığı sudan çıkarmak için kullanacağımız kepçeolmasına rağmen bırakalım demeye başladı. Bırakalım tabi ama nasıl? Ben yine bu işlerden anlamadığım için aklımda kaldığı şekilde tekneyi yavaşlattım. Tekne giderken teknenin hızına direnemeyen balık tekne durduğu anda teknenin altına doğru kaçtı. Hemen sonrasında da bir hışımla misineyi ucundan kopararak kaçtı. Biz de açıkçası rahatladık. Hani küçük balık olsa insanın içi kaldırıyor ama alışık olmadığımız için büyük bir canlıyı bu şekilde yakalayıp yemek çok içimiz el vermedi. Bundan sonra da sırtıyı toplayıp bir daha atmadık. Bundan sonrası için de henüz tam karar vermedik ama sanırız bu balıkçılık pek bize göre değil. Bakalım artık gerisini zaman gösterecek.

Yola çıkmadan önce, hava durumu tahminleri, Ege'nin klasik kuzeyli rüzgarlarının çok güçlü olmadığını bildiriyordu. Son geceye kadar da bu tahminler tuttu ancak, son gece saat on civarlarında rüzgar 20, 25 ve son olarak da 30 deniz mili hıza kadar çıktı ama daha önemlisi ve kötüsü batıya döndü. Artık Girit'e yaklaşmış olduğumuz için etrafımızda bizi kaba dalgalardan koruyacak kara parçası da olmayınca deniz oldukça rahatsız edici bir hal aldı. Hızımız zaman zaman bir buçuk deniz miline kadar düştü. Oldukça hırpalansak da 46 saat sonunda 200 mil geride bırakıp Khania limanına baştan kara tonozla bağlandık.

Girit'te Ekin'in İngiltere'de yüksek lisans yaptığı zamanlardan Yunanlı arkadaşı Leeda ve kocası Aleko bizi karşıladı ve birlikte bir akşam yemeği yedik.

Khania limanı, küçük şehirlerin hemen hepsinde olduğu gibi şehrin en turistik merkezini oluşturuyor. Hatta teknemizden karaya neredeyse bir barın içine çıkıyoruz diyebilirim. Aynı şekilde bütün rıhtım bar ve restoranlardan oluşuyor. Gün boyu yüzlerce insan önümüzden salına salına yürüyor, akşamları bar ve restoranlarda müzik eşliğinde yemek yiyiyor. Bize de bu curcunayı seyretmek düşüyor.

Ekin ve Leeda 
Burada çok enteresan olan anlayamadığımız bir şekilde, teknenin önünden yürüyen insanların bizim tekneyi görünce önce katamaran arkasından da Ada diyerek birkaç dakika inceleyip sonra da fotoğraf çekmeleri oldu. Bu olay ilk başta normal gelse de her dakika tekrar etmesi bize ilginç geldi. Tamam katamaranların insanlara ilginç gelmelerini anlıyorum ama tam yanımızda 47,5 feet (15 metre) uzunluğunda, bizden çok daha gösterişli başka bir katamaran olmasına rağmen insanlar bizimkiyle ilgileniyor. Belki de biz küçük olduğumuz için (36 feet – 11 metre) gözlerine kestirip ilgileniyorlardı. Hatta bir sefer iki genç kız büyük bir tripodun üstüne profesyonel bir video kamera koyup görüntü alınca iyice şaşırdık. En güzeli de camların renkli olması sebebiyle bizim herkesi görmemiz ama onların bizi görememesi. Bu şekilde oldukça eğlendik.

Girit binaları, insanları, dükkanları ile gerçekten çok hoşumuza gitti. Seneye Yunanistan'dan ayrılmak için bir referandum yapacaklarmış. Bence bağımsız bir ülke olmayı hakediyorlar.

Özellikle insanlarını çok sevdik. Ülkeye giriş yapabilmek için önce liman, sonra sahil güvenlik, sonra pasaport polisi, sonra transit log için başka bir gümrük olmak üzere toplam yedi veya sekiz kişiyle muhatap olduk ve herkes bize çok kibar davranarak yardımcı oldu.








27 Temmuz 2012 Cuma

Test8

8

Sent from my iPhone
Inanilmaz bir sey! Bu sehirde kablosuz internet bedava! Inanilmaz olanin bu olmasi lazimdi, ama degil. Inanilmaz olan Google'da genel bir sorun olmasi ve su 3 gun bizim bloga mail yolu ile yayin gonderememiz!!! Neyse, karada kaybeden denizde kazanir demis buyukler, insallah makul esintiler ile Malta'ya gidiyoruz. Cumartesi sabah yola cikacagiz. Girit - Malta yani Khanya-Valletta etabinin 5 gun 5 gece surmesi planlaniyor. Carsamba aksam ordayiz kismetse...
Geldigimizden beri arlkadaslarimiz hic yalniz birakmadi. Hem sehrin en guzel yerlerinde yedik ictik hem de burokratik ve yasamsal ihtiyaclarimizi giderdik. Sabah erkenden kalkip mazot ve suyumuzu aldik. Sonra Ada'yi per-u-pak ettik. Attigimiz tuzlar kilo etmistir! Gunumuzu once gezerek sonra da ay sonu şirket islerimizi halledip, bloga bir sekil yazi girmeye calisarak gecirdik. Fatih, bilgisayardan bir yolunu buldu. Ancak hala mail ile yapilamiyor. Google aciklama yapmis, uzerinde calisiyorlarmis... Malesef bilgisayardan internet sadece kablosuz internet oldugunda var. Yani cep telefonu buyuk nimet bu kapsamda!
Bu aksam evdeyiz, hafif birseyler yiyip son bir veda sohbeti yapacagiz.
Girit bize pek uzak bir ada idi. Gelisimiz pek macerali oldu, gidisimiz bakalim nasil olacak. Simdi sadece Leeda'ya degil, Ege'ye de veda ediyoruz.


Leeda icin / for Leeda

Thanks to Leeda! She did not only wait and help us at the customs she as well took the first picture of us together in Crete!
Efheristo para poli!

Dostlar alışverişte görsün

Leeda, alekos ve fatihos :)


Fatih ve burokrasi...

Giritli yetkililer, Fatih'in evrak doldurma askina ve bu konudaki yetenegine saygi duydular ve ona bir masa verdiler sonunda!  Iste Turk ve Yunan sularinda dolasmanin karsiligi: "Yaz babam yaz!" Transit Log denen bu kitapcik doldurumu uygulamasi koca dunyada sadece bu iki ulkede var. Ulkeye denizden girince gumruk ofisine gidip bir fotokopiden olusan bu kitapcigi alip yarim saat ile iki saat arasi suren bir sureci atlatip, vergileri odeyip, "yuvarlak damga" vurulup giris yapmis olunuyor. Sonra o ulke karasularinda gidilen her limanda- gercekten her- bu fotokopimsi kitapcigi damgalatmak gerek. Cikis yapmak icin de gidip yeni bir nispetten kisa islem ile kitapcigi teslim etmek gerekiyor. Fatih, bu konuyu artik cozdu. Sanirim ileride issiz kalirsak bir sahil kasabasina yerlessek gelir kapimiz olabilir. "Teknelere itina ile transit log alinir"!

Khania Limani, Girit

26 Temmuz 2012 Perşembe

Blog hatasi

Cep telefonundan mail yoluyla gonderdigimiz kayitlar, google dan kaynaklanan bir sebeple yayina cikmiyor, kisa zamanda duzelmezse bilgisayardan yukleyecegiz. Sevgiler

Transit Log almak icin Leeda bizi ana limana goturuyor

25 Temmuz 2012 Çarşamba

Ekin ve Yunanistanli okul arkadasi Leeda

Giriti'te gezen t-shirte dikkat

Sonunda Leeda'nin adasinda... Girit, Khania

gunduz pek guzel gecti, aksam yemegimizi yedik, nobetlere basladik ki fatih nobete gectikten sonra 23.30 gibi hava patladi. Hicbir hava raporunda yok. Tekrar baktik, nedir bu diye! Acik deniz cok deniz kaldiriyor, dalgalar karmancorman bizi savururken buyudukce buyudu ve duzenli bir 6 bofor ve zaman zaman 7ye cikan bir hava ile sabah 10.30'da Leeda'min adasi Girit'e vardik. Gece herseyi barindirdi, 32knot ile giden hizli yolcu gemileri (biz ortalama 5 ile gidiyoruz ve dun gece bir ara 1, 2knot ile gidiyorduk!) Balikci, savas gemisi, otopilotun aklinin karisip bizi Mora yarimadasina goturmeye kalkmasi, serpintinin tuzlu su yagmuru seklinde tekneyi yikamasi... Bilgisayar oyunlarindan farksiz bir geciste Fatih sirilsiklam tam 13 saat dumen tuttu! Simdi giris islemleri icin karaya cikiyoruz. Sonra da dinlenip Leeda ve Alekos ile bulusacagiz. Kaptan gercekleri sonra yazar, bunlar benim gorduklerim!

24 temmuz 06.20 Guney Bati Ege'de gun doguyor

Dun aksam Ege bize hafif dis gosterdi. Ne de olsa denizler dalgalanmadan durulmazmis... Ruzgar 15-20knotu hic gecmedi ancak dalgalarla saat 22.30'a kadar calkalandik. Ama en azindan mazottan kar ettik ve hayli uzun yelken yaptik. 22.30dan sabah 05.00 civarina kadar da nispetten daha sakin ama karisik bir denizde ilerledik. Simdi gune hayli (dune gore) sakin basliyoruz, bakalim yeni gun bize neler getirecek.
Ilk aksam ve karisik deniz bizi Buscopan guvenligine itti ve risk almayip birer tane yuttuk. Bir bulanti ile karsilasmadik, artik Buscopan'in huneri mi yoksa Ege'nin karisik da olsa kisa ve dik dalgalari faktoru mu bilemiyorum. Dun pek fazla birsey de yemedik, nedense acikmadik pek. Gerci iki kurali unutmusuz. Biri yiyecek; hava ve deniz uygun olunca ac olmasanda yemek lazim, sonraya birakmayacaksin, ac olup da yiyememek kotu. Biz simdi mi sona mi derken, calkanti icinde yiyelim bari diyerek, Fatih'e ufak bir sandvic, bana da bir kutu diyet ton ile dunku yemek fasli atlatildi. Bu sabah kahvalti hazirlamak icin musaadeyi hevesle bekliyorum. Ikincisi de, ruzgar gunesin yakma hissini aliyor, hem krem hem de giyime dikkat etmek gerek. Bunlari yaptik ama yuzumuze krem surmeyi unutmusuz. Aksam birbirimizi gorunce parlak kirmizi renklerimize sasirdik!
Gece boyu uc buyuk trawling balikci, bir cruise ve bir kac tanker kardes gorduk, oltamiza takilan kac kez oldu sandiysak da hic olmadi ve seyir yolunda gecti.

23 Temmuz 2012 Pazartesi

Nissos nissiros pupamizda, yola devam.

Nisos Tilos ve Nisos Nisiros arasindan geciyoruz.

Tekerleme gibi oldu biz de butun adalara Nisos demeye karar verdik, e o da zaten ada demek. Bizde yalan yok.

Yunanistan karasulari

Son kalan Turkcell internet hakkimi bu fotograf icin kullaniyorum.

Turk Karasularindan Cikis

Kirmizi cizgi Turk ve Yunan karasularini ayiriyor. Birazdan bu cizgiyi gecerek, Turk Bayragi yerine Yunan Bayragi cekecegiz. Artik Yunan GSM operatorlerine gececegimiz icin blog guncellemeleri azalacak. Kopan cenova mandari haricinde sorun yok, cenovayi gennaker mandariyla tekrar direge cektik.

Haydi selametle! Yelkenler fora!

Ada gider!

Deniz hudut kapisindan cikiyor olmanin avantaji

Liman ve gumruk islemleri yapilirken bekliyoruz. 10:30 gibi pasaportlarimiz gelecek ve 11:00 gibi cikmis oluruz. Turk karasularini terk etmemiz aksamuzerini bulur. Ruzgara gore Astipalia ve Santorini adalarinin guneylerine dogru rota tutup, sonrasinda guneye Girit'e inmeyi planliyoruz. Yaklasik 200 mili 40 saatte almayi planliyoruz. Gecen yil hazirandan beri gece seyri yapmamistik (Israil'den Fethiye'ye gelirken gece motorlarin durdugu seyir). Bu seyirde iki gece seyri var. Ay hilalden buyuyor ama henuz cok kucuk ve erken batiyor. Aksam uzerinden itibaren sadece uydu telefonumuz acik olacak.