2011

Naviga Dergisinde yayınlanan yazımızı aşağıdadır.

Yolculuğun resimleri için sayfanın altına bakabilirsiniz.

2009 yazındaki 2500 deniz millik La Rochelle – Orhaniye yolculuğumuzdan sonra 2010 yılında Gökova-Orhaniye-Marmaris üçgeninde bol bol tembellik yaptık. Bu dönemdeki en uzun seyrimiz Gökova İngiliz Limanı’ndan Orhaniye’ye oldu.

Bu yıl ise yine kanımız kaynayarak uzak denizlerin sesine kulak vermek için Doğu Akdeniz Yat Ralli’sine (EMYR) katılmaya karar verdik. Zaman kısıtından dolayı İstanbul’da başlayan ralliye biz 6 Mayıs 2011′de Göcek’ten katıldık.

1990 Yılında Kemer – Girne Yat Rallisi olarak başlayan Doğu Akdeniz Yat rallisi aradan geçen 22 yıl içinde gelişerek Doğu Akdeniz’e kıyısı bulunan 6 ülkenin (Türkiye, KKTC, Suriye, Lübnan, İsrail, Mısır) 26 marina ve limanına uğrayan bir gezi haline geldi. Geleneksel 1650 deniz mili uzunluğundaki güzergah boyunca 9 gece seyri ile birlikte ve en uzun etap 140 mili bulmakta.

Rallinin Komodorluğunu hepimizin yakından tanıdığı Teoman Arsay yaparken, rallinin organizasyon çalışmalarında İstanbul’dan Port Said’e toplam 250’nin üzerinde insan görev yapıyor ve bu insanların tamamı amatör olarak hiçbir karşılık beklemeksizin yardımcı oluyor. 2011 yılında politik karışıklıklar nedeniyle Suriye ye uğrayamadık, böylece 2011 rallisi 1450 deniz mili güzergah boyunca 5 ülkenin 24 marina ve limanını ziyaret etmiş oldu. Biz ise Göcek’te başlayıp, Orhaniye’de bitirdiğimiz seyahat boyunca yaklaşık 1500 deniz mili yaptık. Durmadan yaptığımız en uzun yol ise, Herzliya’dan Fethiye’ye yaptığımız 410 millik etap oldu.

23 Nisan 2011 Cumartesi günü İstanbul Setur Kalamış Marina’da Çek Cumhuriyeti bayraklı Lavinia yatı ile birlikte ralli resmi olarak başladı. Bazı teknelerin bu yıl biraz daha soğuk geçen havalar veya başka bir takım sebepler yüzünden İstanbul’a gelmekten vazgeçtiklerini sonradan öğrendik. Bu tekneler daha sonra çeşitli limanlardan ralliye katıldılar. Biz de İstanbul’da yaşadığımız için organizasyon komitesinden Hasan Kaçmaz ile buluşup Teoman Bey’i teknesinde ziyaret ettik ve Lavinia mürettebatı ile buluştuk. Önceki teknemiz CorroBoree ile 3 yıl geçirdiğimiz SETUR Kalamış & Fenerbahçe marinayı özlemiş olduğumuzu farkettik.

Ralli daha sonra Şarköy, Setur Ayvalık Marina, Çeşme Marina, Kuşadası Marina, D-Marin Didim, Datça Limanı’na uğrayarak Marintürk Göcek Exclusive Marinaya 8 Mayıs Pazar günü ulaştı. Sonradan öğrendiğimize göre, ralli uğradığı her limanda en mükemmel şekilde ağırlanmış. Ne yazık ki biz bunları göremedik ancak, daha sonra gördüklerimiz daha önce kaçırdıklarımızın referansı oldu.

Göcek

Göcek Exclusive Marinaya’da EMYR yatları sayısı 39’u mürettebatın sayısı ise 135’i buldu. Bu güzel marinada da en mükemmel şekilde ağırlandık, marina yetkilileri ve ralli sekreterliği görevini uzun yıllardır devam ettiren Faruk Günlü ile de tanışma fırsatı bulduk.

Göcek merkezine 10 dakika uzaklıkta Poruklu Koyu'nda, Uluslararası Dalaman Havaalanı'na 20 dakika mesafede olan bu lüks marina aslında 18 metre ve üzeri yatları misafir etmekte. Biz de EMYR sayesinde normalde uğrayamayacağımız bu marinayı ziyaret etme şansını bulmuş olduk. Konforlu ve bir o kadar teknolojik yenilikler dikkate alınarak imal edilmiş olan yüzer iskelelerde özel olarak tasarlanıp, imal edilmiş ve üstü kapatılmış olan, “yüzer veranda” ları çok beğendik. Ayrıca marina içinde bir de doğal plaj bulunmakta.

Burada ralli komitesinden Mashona teknesi mürettebatı Kath and David Gerrard ile tanıştık ve ralli materyallerimizi aldık. Ralli numaramız, polo ve bisiklet yaka t-shirt’lerimiz grup bayrağımız ve EMYR flamamızın bulunduğu sırt çantalarımızdan ayrıca ralli ile ilgili bütün bilgilerin bulunduğu bir de kılavuz çıktı. Bu kılavuzda uğranılacak tüm limanların bilgileri yanı sıra katılımcıların ve grupların listeleri bulunmakta. Katılımcılar tekne boylarına göre kırmızı, portakal, sarı, yeşil ve mavi olmak üzere beş gruba ayrılmışlar. Biz ralli numaramızı ve flamalarımızı takarken David bizi ziyaret edip grup lideri olmamızı istediğini bildirdi. Biz henüz ilk rallimiz olması sebebiyle, fazla sorumluluk almak istememize rağmen sonuçta kabul ettik. Henüz gruplar tam olarak oluşmadığı için kırmızı ve portakal renkli grubun Alanya’ya kadar lideri olduk. Grup lideri olarak görevlerimiz; Liderler toplantısında liderlere aktarılan seyir, hava durumu, giriş-çıkış işlemleri, sosyal aktivite ve turlar ile ilgili bilgileri grubumuzdaki kaptanlara aktarmak. Seyir esnasında ise her 4 saatte bir gruba özel VHF kanalından durum ve pozisyon bilgilerini alarak komiteye rapor etmek şeklinde özetlenebilir. Basit gibi görünse de komitenin bu görevi çok ciddiye aldığını gördük ve sonradan hak verdik. 50’den fazla teknenin sorunsuz bir şekilde seyir etmesi, limanlara giriş ve çıkışlarının belli bir düzen içinde olması için liderlere önemli görevler düştü.

Kaş

10 Mayıs günü kırmızı ve portakal renkli grubun lideri olarak 12 teknelik grubumuzla birlikte 05:15 de yola çıktık. Hedefimizde henüz daha açılmamış olan Kaş Marina vardı. Sanıyorum marinanın ilk misafirleri biz olduk.

Antalya‘nın en batı ilçesi olan Kaş, tipik bir sahil kasabası. Eski limanının çevresinde yer alan pek çok küçük çay evi, kafe ve renkli hatıra dükkanları, bar ve restoranları ile yerli ve yabancı turistler için bir cazibe merkezi. Marinadan eski liman bisikletle beş, yürüyerek ise en fazla on dakika mesafede.

472 yat kapasiteli Akdeniz’in en modern marinalarından biri olacak Kaş Marina’da 7 adet yüzer iskele her boyda teknenin yanaşması için elverişli. 3 bin metre karelik kapalı alanında marina hizmet binaları, yat kulübü, restoranlar, spor tesisleri, mağazalar ve yatçıların ihtiyaç duyacağı tüm hizmetleri sunmakta. Marina yeni olmasına rağmen hem karada hem denizde servis veren tüm personel tecrübeli ve denizi bilen kişiler arasından seçilmiş.

Bu mükemmel marinada, marina müdürü Tuncay Özses ve personeli tarafında hediyelerle karşılandık ve havuz başındaki mükemmel kokteyl ile şımartıldık. Katılımcılar ile daha sonraki sohbetlerimizde, herkesin ortak kanısı buradaki kokteylin tüm ralli boyunca yapılanlar içinde ilk üç arasında olduğu yönündeydi.

Finike

Türkiye kıyılarındaki daha sonraki durağımız, Setur Finike Marina oldu. Bütün dünyada portakal, turunç ve limonu ile tanınan Finike kasabasının içinde bulunan marina Demre’deki Noel Baba’nın evine 30 dakika mesafede. Bir çok yerli ve yabancı teknenin kışladığı bu marinada ihtiyacınız olan her türlü hizmeti bulabilirsiniz. Serhat Maya Finike’de kaldığımız süre boyunca tüm ralliye ev sahipliği yaptı. Buradan antik Arykanda ve Limyra kentlerine gezi düzenlendi, ayrıca bir gece yakındaki bir Türk Hamamı kapatılarak katılımcıların hizmetine sunuldu.

Kemer

Sonraki durağımız Kemer Marina’da ise EMYR Levent Tokaç tüm EMYR yat ve mürettebatını en güzel şekilde ağırladı. Bu marinada benim en çok dikkatimi çeken sosyal aktivitelerin çokluğu oldu. Anladığım kadarıyla kış boyunca da oldukça aktif olan yat klüpte, barbekü partileri, bilgisayar eğitimi, dans dersleri, doğum günü partileri, sinema günleri, müzik ve navigasyon dersleri ile sanat ve spor etkinlikleri düzenlenmekte. Açıkçası tüm bu etkinlikler ve burada tanıştığımız yeni arkadaşlar bizi, bulunduğumuz marinayla olan kontratımızı yenileyip yenilememe konusunda oldukça düşündürüyor. Ayrıca fiyatların da daha makul olması sanırım karar vermemizi kolaylaştıracak.

Alanya

Alanya EMYR Rallisinin Türkiye kıyılarındaki son noktası oldu. Burada Marina Müdürü Oktay Yurtsever ve yardımcısı Savaş Ayas’ın ağırladığı yat sayısı 52’ye mürettebat sayısı da 232 ye yükseldi.

Alanya Yat Limanı proje çalışmaları 2007 yılında başlamış. 2007 – 2008 yılları süresince projelendirilen Alanya Yat Limanı üst yapı inşaat çalışmaları 2010 yılının yaz sezonunda tamamlanmış.
287 Bağlama yerinde zincir tonoz sistemi, her bağlama yerinde elektrik, su, Tv ve telefon bağlantıları ayrıca yarı olimpik ölçüde yüzme havuzu, tenis kortları, yat kulüp binası, eğitim salonları, kapalı spor salonları ve SPA merkezi ile spor ve sosyal faaliyetler için gerekli tüm imkanların yaratılması hedeflenmiş. 100 Ton kapasiteli gezer vinç ve teknik servisi ayrıca yat mağazası, marketi, çarşı merkezi ve ATM birimi ile yat sahiplerinin tüm alışveriş ihtiyaçlarının karşılanmakta. Biz oradayken yakıt istasyonu için de çalışmalar son aşamasındaydı. Sanıyorum kısa sürede açılacaktır.
Alanya, 15.000 yaşayanı başta Almanya, İrlanda, İngiltere ve Avusturya olmak üzere 32 değişik ülkeden olan toplam 120.000 kişinin devamlı ikamet ettiği bakımlı, temiz ve düzgün gelişen bir kent. Şehrin her iki yanında bulunan ve kilometrelerce uzanan kumsalları, yakın çevredeki doğal güzellikler ve antik kültürlerin mirası kalıntılar bu cazibeyi artırmaktadır. Tüm bu özelliklerin yanında kış aylarındaki ılıman iklim koşullarının Alanya Yat Limanını, teknelerinde yaşayanlar için yeni bir kışlama merkezi yapabilir. Benim kişisel olarak Alanya’yi sevmemin nedeni ise, Türkiye’nin en bisiklet dostu kenti olması. Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı’nın Alanya’lı olması gerek günlük kullanım, gerekse spor olarak bu kente bisiklet temelli yatırım yapılmasını sağlamış.

Alanya Marina Genel Koordinatörü aynı zamanda organizasyon komitesinde görevli Hasan Kaçmaz da kendi teknesi İBİS 2 ile ralliye bu marinadan katıldı. Öncesinde de marina personeli ile birlikte havuz başında yapılan bir kokteyl ve bir de ralli yemeğine ev sahipliği yaptı.

Buradan Kapadokya’ya düzenlenen 2 günlük geziye neredeyse tüm yatçılar katıldı. Biz ise daha önce gitmiş olduğumuzdan teknemizde vakit geçirmeyi tercih ettik.
Rallinini katılımı normalde 80 yat ile kısıtlı ve bu sayı çok önceden tamamlanıyor ve kayıtlar durduruluyor. Ancak son aylarda Tunus’tan başlayarak Mısır’da devam eden ve en son olarak da Suriye de baş gösteren kanlı olaylar, politik gelişmeler nedeniyle Tüm Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinin dışişleri bakanlıkları web sayfalarında Ortadoğu ülkelerini ziyaretin tehlikeli olduğunu belirten duyurular yayımladılar. Ayrıca bazı sigorta şirketleri bu bölgelerin sigorta kapsamından çıkarıldığını duyurunca katılımcılardan bazıları kayıtlarını iptal etmek durumunda kaldılar.

Girne -KKTC

19 Mayıs Perşembe öğleden sonra, tüm ralli yatları komite tarafından gruplara göre bildirilen varış zamanlarını tutturabilmek için boylarına göre demir almaya başladılar. Küçük tekneler öğleden sonradan itibaren büyük tekneler ise akşam üzerine doğru yola çıktılar. Tüm grupların tamamlanmasıyla biz artık sadece portakal renkli grubun lideriydik. Ertesi gün sabah saatlerinden itibaren ilk iki grup Girne Delta marinaya, büyük teknelerden oluşan diğer üç grup da ticari limana bağlandılar. Delta Marinanın genç ve güzel müdiresi Aycan Atış tüm ihtiyaçlarımızla ilgilenerek bize ev sahipliği yaptı.

İlk gün tarihi Girne Kalesi’nde Cumhurbaşkanlığı’nın resepsiyonuna davet edildik. Girne Kalesi, 7.yy'da, Arap-İslam akınlarına karşı kentin korunması için yapılmış. Kale yapılırken o dönemin savunma taktikleri zırhlı şövalye ve okçulara göre düşünüldüğünden, 1489'dan sonra kaleyi kontrole alan Venedikliler, Osmanlı topçu saldırılarını göz önüne alarak yeniden inşaya girişmişler. Kuzeybatı ve güneydoğu kulelerini ekleyerek, önlemler almaya çalışmalarına rağmen, Lefkoşa'daki Osmanlı zaferinden sonra, kaleyi direniş göstermeden 1570 yılında Osmanlılara teslim etmişler.

Ertesi gün Girne Amerikan Üniversitesi’nin kıyı tesisinde düzenlediği resepsiyonda EMYR mürettebatı tekrar güzel bir kokteyl ile ağırlandı. Bir sonraki akşam ise rallinin klasiklerinden olan Korsan Balosu yapıldı. Tüm katılımcıların korsan kılığına bürünmesi ve şehir merkezinden otele kadar olan yolu ellerinde bayraklar ile korsan kılığında yürümesi ile başlayan etkinlik, daha sonra otelde yapılan yemek ve eğlence ile son buluyor.

Karpas -KKTC

25 Mayıs günü 24 Mayıs 2011, Girne’nin 45 D. mili doğusunda Yeni Erenköy bölgesinde yatırımı tamamlanan ve açılma aşamasına gelen Karpas Gate Marina’ya doğru yola çıktık. 45 millik bu kısa etapta havanın rüzgarsız olacağını bildiğimiz ve yolculuğun bir piknik havasında geçeceğini tahmin ettiğimiz için, İsviçreli Cloephea ve Hollandalı Spitfire teknelerinde yolculuk yapan ailelerin gençlerini bu etap için teknemize davet ettik. 23-28 yaşları arasındaki bir kız iki erkek olmak üzere rallinin en geç mürettebatları ile birlikte beş kişi olarak yola çıktık. Onlar katamaran ile yolculuğun nasıl olacağını merak ederken biz de mürettebat ile yolculuğun nasıl olacağını merak ediyorduk. Normalde yolculuk yaparken tekneye misafir almayız. Eşim ve ben iki yıl önce Kuzey Fransa’dan Türkiye’ye de yine bu şekilde yalnız gelmiştik. Daha önce İstanbul’da adalara kadar veya Orhaniye’de bir koydan diğerine misafirlerimiz olmuştur ama bu mesafeler 10 mili geçmez ve genelde yelken yapmayız. Bu gençlerin denizciliklerine güvendiğimiz için davet etmekte bir sakınca görmedik. Hazır mürettebatı bulmuşken, rüzgarın da hafif eseceğini öğrenmişken hemen ‘gennaker’ denen hafif ve büyük ön yelkeni direğe çektik. Ben ise ilk defa dümen tutmak haricinde teknede neredeyse hiç bir şey yapmadım. Hatta ilk defa kendimi -birden fazla mürettebatı olan- bir kaptan olarak hissedip otorite sarhoşluğuyla(!) sağa sola emirler vermeye başladım. Tabi saltanatım kısa sürdü ve yolculuk sonunda çocukları geri verdik.

Kaspas Gate Marina’da 2006 Marmara Yat Rallisi’nden tanıdığımız Deniz Akaltan bizi ağırladı. Marina neredeyse bitmek üzere ve çok güzel olacağı şimdiden belli.

Mağusa -KKTC

Karpas’da iki gün kalınması planlanıyordu ancak henüz resmi işlemler tamamlanmadığı için çıkış limanı değildi, bu sebeple ya Girne’ye geri dönüp çıkış yapmalı veya adanın güneyine dolaşarak Magosa’limanından çıkış yapmalıydık. Tabi bir sonraki durağımız Lübnan olacağı için geri dönmek anlamsızdı. Bu şekilde istemeyerek de olsa geldiğimiz günün ertesi sabahı erken saatte ayrılmak zorunda kaldık. Tek tesellimiz ise yeni bir liman daha görecek olmamızdı. Bu arada Magosa Liman Başkanlığı yetkililerinden Fatin Aksoylar Karpas Marina’ya gelmiş ve sorunun çözümü için elinden gelen her şeyi yapmaya gayret etmişti. Magosa planı kesinleşince de bir telefonla rıhtımın neredeyse 200 metrelik bölümünü bizim için boşalttırdı ve orada bulunduğumuz sürece her türlü yardım için karşılıksız uğraştı durdu.


Kıbrıs'ın tek derin su limanına sahip şehri olan Mağusa, Akdeniz'in en fazla güçlendirilmiş limanlarından biriymiş. Türklere kadar Roma ve Doğu Roma İmparatorluklarının, Latinlerin ve Venediklilerin eline geçen kale II. Selim dönemindeki Kıbrıs Seferi sırasında 6 Ağustos 1571'de Türk birlikleri tarafından fethedilmiş. 1878'e dek Türk yönetiminde kalan kale Kıbrıs ile birlikte 1878 yılında İngiliz idaresine bırakılmış.
Kent, 1975 yılında ilan edilen Kıbrıs Türk Federe Devleti ve 1983'te kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin önemli liman, turizm ve üniversite eğitimi merkezlerinden biri haline gelmiş.

Jounieh - LÜBNAN

26 Mayıs öğlene doğru Magosa’dan Jounieh-Lübnan’a 108 millik yolculuğumuz başladı. Bu etabın neredeyse tamamı yelkenle geçildi. Atcl – Automobile & Touring Club de Lebanon özel bir şehir kulübü. Marina içinde açık ve kapalı yüzme havuzu ve tenis kortları mevcut. Akşam yakın mesafedeki Beirut’a rehber eşliğinde düzenlene gezi sonra Lübnan mutfağının seçkin örneklerinin tadına bakma fırsatı bulduk. Son akşam ise kulüp restoranında, havuz kenarında düzenlenen akşam yemeğine, Kulüp Başkanı Şeyh Fuad El Khazen ve Türkiye Büyükelçisi İnan Özyıldız da katıldı.

Tarihteki Fenike uygarlığının vatanı Lübnan 1975 ve 1991 yılları arasında yaşadığı iç savaş ve daha sonra 2006 İsrail-Lübnan Krizi'nde İsrail’in hava saldırıları sırasında, ağır hasar görmüş. Şimdilerde ise telafi edilmiş gibi görünse de hala bazı kısımlarda bu etkileri görmek mümkün.

Lübnan’daki en ilgi çekici gezi sanırım Bekaa Vadisi’nde bulunan ve zengin arkeoloji varlıklarıyla ün yapmış Baalbek antik kentiydi. 1984 yılında UNESCO tarafından koruma altına alınan şehir aynı zamanda Selahattin Eyyubi’nin de doğduğu şehirmiş.

Haifa - İSRAİL

Lübnan’dan 31 Mayıs öğleden sonra 80 deniz mili mesafedeki Haifa limanı için ayrıldık. İsrail sularına girmemiz gereken koordinatlar daha önce bildirildiğinden gece boyunca birbirinden uzaklaşan yatlar sabah saatlerinde belirtilen koordinatlar civarında toplanmaya başladı. (Bu arada gece İsrail sularında seyir yapmak yasak) . Bu noktaya gelen İsrail hücumbotları her tekne ile telsiz irtibatı kurarak, tekne ve mürettebat bilgilerinin yanı sıra teknede silah olup olmadığını sordu. Kalacağımız barınağın dışındaki ticari limanda ise yine İsrail askerleri botlarla teknelere yanaşıp pasaport kontrolü yaptı, ve benzer sorular sordu. Sonrasında yerimize (birbirine bordalamış 3 katamaranın üzerine dördüncü olarak) bağlandığımızda ise genç bir güvenlik görevlisi tekneye gelerek, teknede beyan ettiğimizden başka yolcu olup olmadığını kontrol etti ve karaya çıkmamıza izin verdi. Karaya çıktığımız noktada ise bu kez genç bir bayan güvenlik görevlisi yine bir takım fakat bu defa daha detaylı sorularla bizi karşıladı. Neyse ki tüm kontrollerde tüm görevliler çok nazik davrandıkları için biz de sıkılmadan aynı sorulara aynı cevapları verdik ve girişimizin son aşaması olan ve ralli için kurulmuş, geçici göçmen bürosunda giriş işlemlerimizi gerçekleştirdik.

Burada yine ralli klasiklerinden bir etkinliği daha yaşama şansına sahip olduk. Ev sahipliğimizi yapan Carmel Yat Kulübü üyesi İsrailli aileler, bizleri üçer beşer evlerine davet ederek ağırladılar. Aynı zamanda bizi teknelerimizden alıp evlerine götürürken ve getirirken de Haifa kentini gezdirmeyi ihmal etmediler.

Haifa’dan ayrıca yine yerel temsilcilerin organizatörlüğünü üstlendiği turla, Hz. Meryem ve kocası Yusuf'un memleketi, Hz. İsa'nın da çocukluğunun geçtiği yer olarak kabul edilen, Hıristiyanlıktaki en önemli hac merkezlerinden birisi olarak kabul edilen Nazareth’i ziyaret ettik. Sea of Galilee ise diğer bir gezi noktamız oldu.

Askhelon - İSRAİL
İsraildeki ikinci limanımız Haifa’ya 90 mil mesafedeki Gazze sınırına en yakın bölge olan Ashkelon oldu. Burada rıhtım partisi ile bizi karşılayan ve ağırlayan marina personeli, kaldığımız süre boyunca her türlü ihtiyacımız ile ilgilendi.

Ashkelon’da organize edilen gezi ile, Kudüs’ü ziyaret etme şansını bulduk. Tüm semavi dinler için kutsal olan bu şehirde, özellikle Mescid-i Aksa, Ağlama Duvarı ve İsa Peygamberin çarmıha gerildiği yerler çok etkileyiciydi. Bir gün öncesinde de deniz seviyesinden 422 metre aşağıda bulunan Lut Gölü’nü (Dead Sea) ziyaret ettik. Gölün inanılmaz derecedeki tuzlu suyu insanların suya batmasını önleyecek kadar büyük bir kaldırma gücüne sahip. Suyun üzerine uzandığınızda vücudunuz suyun içine girmeyip suyun üzerinde kalıyor.


Port Said - MISIR

9 Haziran günü bazı tekneler gece bazı tekneler gündüz olmak üzere İsrail’den çıkışımız yaparak, 124 deniz mili mesafedeki Mısır’ın Süveyş girişindeki limanı Port Said’e doğru yola çıktı. Kaçınmamız gereken seyre yasak noktalar ve izlememiz gereken rota İsrail ordusu tarafından yine koordinatları ile daha önceden verilmişti. Buna göre Gazze önlerinden ve yol üstündeki bir enerji platformundan uzak geçmemiz gerekiyordu. Ertesi gece yarısından itibaren ralli tekneleri Süveyş kanal girişindeki demirleme noktasına demirleyerek grubun toplanmasını beklediler. Kanala giriş toplu şekilde pilot botu eşliğinde yapılacaktı. Port Said’e yaklaşırken en büyük problem kıyıdan 30 mil açıkta bile derinliğin 20 metreler civarında olması. Bu derinlik sebebiyle gece yüzlerce balıkçı teknesi bu sularda avlanıyor. Kimi çok güçlü projektörler kullanırken kimisi çok zayıf ve arkasındaki güçlü şehir ışıkları arasında neredeyse hiç görünmeyen ışıkları kullanıyor. Biz bunlardan sakınmaya çalışırken bir de demir yerinin yakınındaki normalde geceleri çalışmayan kanalın ikinci girişinden karşımıza bir de savaş gemisi çıkınca oldukça heyecanlı dakikalar geçirdik. Neyse ki tüm tekneler sorunsuzca Port Said limanına ulaştı.

Mısır ‘da Kahire ve İsmailiye’yi gezdik, piramitleri gördük, Mısır Müzesi’ni dolaştık, El Tahrir Meydanı’ndan geçtik, bir gece beş yıldızlı otelde konakladık, sallanmayan yatakta uyuduk, iki ayın sonunda ilk defa TV izledik.

Herzliya - İSRAİL

14 Haziran sabahı rallinin en uzun etabı olan Port Said – Herzliya etabı için yola çıktık. Aslında bu etap bizim yolumuzu oldukça uzatıyordu. Port Said’den Orhaniye’ye mesafe 400 mil civarındayken, biz önce 130 mil Herzliya’ya geri dönüp sonrasında Orhaniye’ ye 450 mil gidecektik; ama Ralli Final Yemeği’ni kaçıramazdık bu yüzden hiç tereddüt etmedik.

Herzliya’nın güzel marinasında 3 gece kalıp Ralli Final Yemeği öncesi kendi grubumuzdaki teknelere plaket ve sertifikalarını verdik, sonrasında herkesle vedalaşıp, hiç durmadan seyir yapmayı planladığımız 450 millik yani yaklaşık 4 günlük yolculuğumuza başladık. Rüzgarın az olması ve Güney Kıbrıs’a yaklaştığımız sıradaki çok sayıda balıkçı haricinde kayda değer bir olay yaşamadık. Üçüncü günün sonunda sabaha karşı Rodos’a yaklaşık 50 mil kala tek motorla seyir halindeyken birden motor sustu. Sorunun ne olduğunu anlamadan diğer motoru çalıştırmadım. Zaten yelkenler açıktı ve en azından manevra yapailecek kadar hız yapabiliyorduk. Sorunun filtrelerde su birikmesi olduğunu hemen anladık. Az rüzgara rağmen fazla çalkantılı denizde mazot çeyrek deponun altına düşünce depodaki dibe çökmüş çamur ve su filtreleri tıkamıştı. Filtreleri temizleyince motorlardan biri hava yaptı diğeri kolayca çalıştı. Bir motor yeter diyerek diğerinin havasına alma işini sabah bıraktım. Bidonlardaki yedekteki mazotu da depoya koyunca tekrar su gelmeyeceğini biliyorduk. Zaten nöbetin de sonuna geldiğim için çok yorgundum. Nöbeti Ekin aldı ve ben uyumaya gittim. Sabah diğer motorun da havasını alınca her şey yoluna girdi. Tek problem Orhaniye’ye varıncaya kadar mazot tekrar çeyrek depoya düşecekti ve yine çalkantılı bir denizle karşılaşırsak problem yaşayacaktık. Risk alıp almamayı düşünürken öğlene doğru hava sertleşip hızımız da düşünce Fethiye’ye girip mazot almaya karar verdik. Ülkeye girişimizi de buradan yaparak iki gün geçirip dinlendik. İkinci günü akşamı marinadan çıkarak ertesi sabah Selimiye Sığ Liman’a demirledik. Bir kaç gün geçirdikten sonra da Orhaniye Martı Marina’daki yerimize bağlandık.

EMYR 2011’in Ardından

Bu gezide aklımızda kalan en önemli noktalar ise; EMYR’in ana direği, yelkeni ve dümeni Hasan Kaçmaz’ın müthiş enerjisi ve organizasyon yeteneği. O olmazsa bu ralli asla yapılamaz. Komiteden Kath ve David ‘in büyük bir özveri ile ve düzenden taviz vermeyen kararlılıkla tüm ralliyi yönetmeleri, biz daha uyurken gece yarısı yola çıkıp bir sonraki limandaki organizasyonları yapmaları.

Başka bir nokta ise ülkemiz denizciliğin ve özellikle marinacılığının orta doğulu komşularımıza göre kıyas kabul etmeyecek kadar ileri düzeyde olması.

Son olarak da yabancı yatçıların EMYR gibi bir organizasyonun kıymetini maalesef bizden daha iyi bilmeleri.

Eğer imkanınız varsa ve denizciliğinize güveniyorsanız mutlaka en azından hayatta bir kez yapılması gereken bir yolculuk. Ben 250 den fazla katılımcı arasından mutsuz ayrılana rastlamadım.

Fatih Muslu – Ekin İlyasoğlu Muslu
Katamaran ADA










































































































































































































































































Hiç yorum yok:

Yorum Gönder